sure arama Sonuçlari!

Kuran da ayet kategorisin de yaptığınız sure aramasın da toplam 225 sonuç bulundu.


SureSonuç
Bakara
(2:23)
Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku içindeyseniz, hadi onun benzerinden bir sure getirin! Allah dışındaki destekçilerinizi/tanıklarınızı da çağırın. Eğer doğru sözlü kişilerseniz...
Bakara
(2:25)
İman edip hayra/barışa yönelik işler yapanlara şunu müjdele: Kendileri için, altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır. Onlardaki herhangi bir meyveden bir rızık olarak her nasiplendirildiklerinde, şöyle dileyeceklerdir: "İşte bu, daha önce rızıklandırıldığımız şey!" Bu rızık onlara buna benzer şekilde verilmişti. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada surekli kalacaklardır.
Bakara
(2:36)
Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir sure kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkanı olacaktır."
Bakara
(2:39)
Nankörlüğe sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, ateşin dostu olacaklardır. Onlar orada surekli kalacaklardır.
Bakara
(2:81)
İş onların sandığı gibi değil! Kötülük ve çirkinlik kazanan, suçu kendisini kuşatmış olan kişiler, ateşin dostudurlar. surekli kalacaklardır onun içinde.
Bakara
(2:82)
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar ise cennetin dostudurlar. Onlar da onun içinde surekli kalacaklardır.
Bakara
(2:115)
Doğu da batı da yalnız Allah'ındır. O halde nereye dönerseniz orada Allah'ın yüzü vardır. Allah Vasi'dir, varlığı surekli genişletip büyütür; Alim'dir, her şeyi en iyi biçimde bilir.
Bakara
(2:162)
surekli o lanetin içindedirler. Ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır.
Bakara
(2:217)
Sana haram ayı, onda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Ama Allah yolundan alıkoymak, O'na ve Mescid-i Haram'a nankörlük etmek, ora halkını oradan sürüp çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır." Fitne/baskı ve bozgunculuk, cana kıymaktan daha büyük bir kötülüktür. Eğer güçleri yetse sizi dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler. İçinizden kim irtidat edip dininden döner de kafir olarak ölürse böylelerinin amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Ateş ehlidir onlar. surekli kalacaklardır orada.
Bakara
(2:220)
Dünya ve ahiret hakkında... Sana yetimlerden de soruyorlar. De ki: "Onları, işe yarar hale getimek kendileri için daha hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir." Allah, bozguncuyu barışseverden ayırmasını bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi zora surerdi. Allah, tüm onurların sahibi, tüm hikmetlerin sahibidir.
Bakara
(2:226)
Kadınları hakkında ila yapanlar/yaklaşmamaya yemin edenler için dört ay bekleme vardır. Eğer o sure içinde eşlerine dönerlerse Allah bağışlayan, merhamet edendir.
Bakara
(2:228)
Boşanmış kadınlar kendi başlarına üç adet ve temizlenme suresi beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanmakta iseler, Allah'ın onların rahimlerinde yarattığını saklamaları kendilerine helal olmaz. Kocaları, bu sure içinde herhangi bir şekilde barışmak isterlerse eşlerini geri almaya herkesten daha çok hak sahibidirler. Kadınlar, örfe uygun biçimde, sorumluluklarına benzer hakları da vardır. Erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.
Bakara
(2:231)
Kadınları boşadığınızda, bekleme surelerini tamamladılar mı ya onları örfe uygun olarak tutun yahut da örfe uygun olarak serbest bırakın. Onları, zulmetmeniz için, zararlarına olacak bir biçimde, tutmayın. Bunu yapan, öz benliğine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence aracı yapmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve kendisiyle size öğüt vermek için indirdiği Kitap'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah herşeyi çok iyi bilmektedir.
Bakara
(2:232)
Kadınları boşadığınız zaman bekleme surelerini tamamladıklarında, kendi aralarında örfe uygun olarak anlaşmışlarsa eski kocalarıyla nikahlanmaları hususunda onlara engel çıkarmayın. Bu, sizin Allah'a ve ahiret gününe inanmış olanınıza verilen öğüttür. Bu sizin için daha isabetli ve daha temizdir. Allah bilir ama siz bilmezsiniz.
Bakara
(2:234)
İçinizden ölüp de geriye zevceler bırakanların bu eşleri, dört ay on gün kendi başlarına beklerler. surelerini tamamladıklarında kendilerince uygun gördüklerini örfe uygun biçimde yapmalarında sizin için bir sakınca yoktur. Allah, yapmakta olduklarınızdan gereğince haberdardır.
Bakara
(2:235)
İddet bekleyen kadınlara evlenme isteğinizi dolaylı yoldan anlatmanızda veya böyle birşeyi içinizde saklamanızda sizin için hiçbir günah yoktur. Allah bilmiştir ki, siz onları mutlaka anacaksınız, unutmayacaksınız. Bu sırada onlarla, örfün normal göreceği sözlerle konuşma dışında gizli bir buluşma için anlaşmayın. Ve zorunlu olan sure doluncaya kadar nikahı bağlamaya girişmeyin. Bilin ki, Allah, benliklerinizin içindekini bilir. O'ndan sakının. Ve bilin ki, Allah çok affedicidir, çok yumuşak davranışlıdır.
Bakara
(2:255)
Allah'tan başka ilah yok. Hayy'dır O, surekli diridir; Kayyum'dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O'na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O'nundur. O'nun huzurunda, bizzat O'nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!... İnsanlar O'nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O'na hiç de zor gelmez. Aliyy'dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim'dir O, büyüklüğü sınırsızdır.
Bakara
(2:257)
Allah, iman sahiplerinin Veli'sidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennemin dostlarıdır. Orada uzun sure kalacaklardır onlar.
Bakara
(2:259)
Ya şu kişi gibisini görmedin mi? Çatıları çökmüş, duvarları-damları yere inmiş bir kente uğramıştı da şöyle demişti: "Allah şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak?" Bunun üzerine Allah, o kişiyi yüz yıllık bir sure için öldürmüş, sonra diriltmişti. "Ne kadar bekledin?" demişti. "Bir gün veya günün bir kısmı kadar bekledim." dedi. "Hayır, dedi, aksine sen, yüz yıl kaldın. Yiyeceğine, içeceğine bak! Henüz bozulmamış. Eşeğine bak! Seni insanlara bir ibret yapalım diyedir bu. Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara." İş kendisi için açıklık kazanınca şöyle dedi o: "Allah'ın her şeye kadir olduğunu biliyorum."
Bakara
(2:264)
Ey iman sahipleri! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara riya için malını infak eden kişi gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve eza etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak varken tepesine şiddetli bir yağmur inip kendisini cascavlak bırakmış yalçın bir kayanın haline benzer. Böyleleri, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, küfre sapan bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.
Bakara
(2:275)
O ribayı yiyenler, şeytanın bir dokunuşla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu böyledir, çünkü onlar, "Alış-veriş de riba gibidir." demişlerdir. Oysaki Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah'a kalmıştır. Yeniden ribaya dönene gelince, böyleleri ateşin dostlarıdır. surekli kalacaklardır orada.
Bakara
(2:282)
Ey iman sahipleri! Belirli bir sure için birbirinize borç verdiğinizde onu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borç altına giren kişi de onu kayda geçirtsin ve Rabbinden korksun da borcundan hiçbir şey eksiltmesin. Borç altına giren, aklı ermez yahut zayıf-çaresiz biri ise yahut yazdırmaya gücü yetmiyorsa, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki kişiyi de tanık tutun. Eğer iki erkek yoksa rızanızla kabul edeceğiniz tanıklardan bir erkek ve iki kadın gerekir. Bu kadınlardan biri şaşırırsa/unutursa ötekisi ona hatırlatsın diyedir. Tanıklar, çağırıldıklarında çekimser davranmasınlar. Küçük veya büyük, borcu, suresine kadar yazmaktan üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah katında adalete daha yakın, tanıklık için daha sağlam, kuşkuya düşmemeniz için daha elverişlidir. Ancak aranızda döndürüp durduğunuz tamamen peşin bir ticaret sözkonusu ise onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Karşılıklı alış-veriş yaptığınızda da tanık bulundurun. Yazıcıya da tanığa da zarar verilmesin. Böyle bir şey yaparsanız bu, kendinize kötülük olur. Allah'tan korkun. Allah size öğretiyor. Allah, her şeyi en iyi biçimde bilendir.
Ali İmran
(3:15)
De ki: "Bu sayılanlardan daha iyisini size haber vereyim mi? Sakınıp korunanlar için, Rableri katında, altlarından nehirler akan, içinde surekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'tan bir hoşnutluk olacaktır. Allah, kulları en iyi biçimde görmektedir."
Ali İmran
(3:73)
Dininize uyandan başkasına inanmayın." Söyle onlara: "Hidayet, Allah'ın kılavuzlamasıdır.Size verilenin benzeri bir başkasına veriliyor yahut Rabbinizin katında tartışarak size üstün gelecekler diye mi bütün bunlar?" De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah Vasi'dir, varlığı surekli genişletir; Alim'dir, her şeyi en iyi şekilde bilir."
Ali İmran
(3:88)
O lanet içinde surekli kalacaklardır. Ne azap hafifletilecektir onlardan ne de yüzlerine bakılacaktır onların.
Ali İmran
(3:107)
Yüzleri ağaranlara gelince, onlar, Allah'ın rahmeti içindedirler. surekli ondadır onlar.
Ali İmran
(3:116)
Küfre sapanlara gelince, onların malları da çocukları da kendilerine Allah'a karşı bir yarar asla sağlamayacaktır. Ateşin dostlarıdır onlar. surekli kalacaklardır onun içinde.
Ali İmran
(3:136)
İşte bunların ödülleri Rablerinden bir bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır. surekli kalacaklardır orada. İş yapıp değer üretenlerin ücreti ne güzeldir!
Ali İmran
(3:178)
Küfre sapanlar, onlara sure tanımamızın kendileri için hayırlı olduğunu asla düşünmesinler. Onlara, biraz daha günah işlesinler diye sure veriyoruz. Yere geçirecek bir azap var onlar için.
Ali İmran
(3:198)
Ama Rablerinden sakınanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler var. Allah katından bir konukseverlikle surekli kalıcıdırlar orada. Allah katındaki ödüller iyiler için daha hayırlıdır.
Nisa
(4:1)
Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan eşini vücuda getiren ve o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının. Adını anarak birbirinizden dilekler dilediğiniz Allah'tan korkun. Rahimlerin haklarına saygısızlıktan da sakının. Şu bir gerçek ki Allah, Rakib'dir, sizin üzerinizde surekli ve titiz bir gözetleyicidir.
Nisa
(4:13)
İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve onun resulüne itaat ederse Allah onu, altından nehirler akan cennetlere, orada surekli kalıcılar halinde, sokar. İşte bu, en büyük başarıdır.
Nisa
(4:14)
Kim de Allah'a ve onun resulüne isyan eder, Allah'ın sınırlarını da aşarsa, Allah onu, içinde surekli kalıcı olarak ateşe sokar. Artık onun için yere batırıcı bir azap vardır.
Nisa
(4:77)
Kendilerine, "Ellerinizi çekin, namazı/duayı yerine getirin,zekatı verin!" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, içlerinden bir grup, insanlardan Allah'tan korkmuş gibi, hatta daha şiddetli bir korkuyla korkar oldu. Ve şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Ne diye yazdın üzerimize savaşı; yakın bir sureye kadar bizi erteleseydin ya!" De ki: "Dünya nimeti çok azdır. Kötülükten sakınan için ahiret daha hayırlıdır. Bir kıl kadar bile zulme uğratılmazsınız."
Nisa
(4:93)
Bir mümini kasten öldürene gelince, onun cezası,içinde uzun sure kalmak üzere cehennemdir. Allah gazap etmiştir böylesine, lanetlemiştir onu; çok büyük bir azap hazırlamıştır ona.
Nisa
(4:107)
Öz benliklerine hainlik edenler için didinip durma. Çünkü Allah, surekli hainlik eden günahkarı sevmez.
Nisa
(4:122)
İnanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız.Uzun sure kalacaklardır orada. Allah'ın şaşmaz vaadidir bu. Söz söyleme bakımından Allah'tan daha doğru ve tutarlı kim olabilir?
Nisa
(4:169)
Cehennem yolu hariç!Uzun sure kalacaklardır orada. Allah için çok kolaydır bu.
Maide
(5:80)
Onlardan birçoğunun, küfre sapanlarla dostluk kurduklarını görürsün. Öz benliklerinin onlar için hazırlayıp sunduğu şey gerçekten çok kötü! Allah, üzerlerine gazap indirmiştir. Azap içinde de onlar surekli kalacaklardır.
Maide
(5:85)
Böyle söyledikleri için Allah onları, altlarından ırmaklar akan cennetlerle lütuflandırdı. surekli kalıcıdırlar orada. İşte budur güzel davrananların ödülü.
Maide
(5:96)
Hem size hem de yolculara bir geçimlik olarak, deniz avı yapmak ve onu yemek size helal kılındı. Fakat ihramlı olduğunuz surece karada avlanmak size haram edilmiştir. Huzurunda haşredileceğiniz Allah'tan korkun.
Maide
(5:117)
"Onlara, senin bana emrettiğin şu sözden başka bir şey söylemedim: 'Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' İçlerinde olduğum surece üzerlerine tanıktım. Sen beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun. Ve sen zaten her şey üzerinde bir Şehidsin, bir tanıksın."
Maide
(5:119)
Allah buyurdu: "Özü-sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gün budur. Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar için. surekli kalacaklardır orada." Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte budur büyük kurtuluş.
Enam
(6:2)
Sizi bir balçıktan yaratmış olan O'dur. Sonra hüküm verip bir sure belirlemiştir. Belirlenmiş başka bir sure de onun katındadır. Bütün bunlardan sonra siz hala kuşkulanıp duruyorsunuz.
Enam
(6:60)
O, odur ki, geceleyin sizi öldürür. Gün boyunca neler yapıp neler kazandığınızı bilir. Sonra, belirlenmiş sure işletilip tamamlansın diye, gün içinde sizi diriltir. Nihayet O'nadır dönüşünüz. Sonra, yapıp ettiklerinizi size haber verecektir.
Enam
(6:65)
De ki: "O size, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye yahut sizi fırka fırka birbirinize düsurerek/fırkalara bölüp içinden çıkılmaz durumlara düsurerek/fırkaları elbise gibi size giydirerek kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya Kaadir'dir." Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye.
Enam
(6:128)
Gün olur şöyle diyerek onları huzurunda toplar: "Ey cinler/görünmez varlıklar topluluğu! Şu insanlara gerçekten çok ettiniz/insanların birçoğuna göz diktiniz." Onların insanlardan olan dostları şöyle derler: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlanmıştı. Bizim için belirlediğin surenin sonuna geldik." Buyurur ki: "Barınağınız ateştir. Allah'ın dilediği zamanlar hariç orada sureklisiniz." Senin Rabbin Hakim'dir, Alim'dir.
Araf
(7:14)
Dedi: "İnsanların diriltileceği güne kadar bana sure ver."
Araf
(7:15)
Buyurdu: "sure verilenlerdensin."
Araf
(7:24)
Buyurdu: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belirli bir sureye kadan mekan tutmanız ve nimetlenmeniz öngörülmüştür."
Araf
(7:34)
Her ümmet için belirlenmiş bir sure vardır. sureleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçerler.
Araf
(7:36)
Ayetlerimizi yalanlayıp onlar karşısında burun kıvıranlara gelince, bunlar ateşin dostlarıdır. surekli kalacaklardır onun içinde.
Araf
(7:42)
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar -ki biz, her benliğe ancak yaratılış kapasitesi ölçüsünde görev yükleriz- ise cennetin dostlarıdır. surekli kalacaklardır orada.
Araf
(7:89)
"Allah bizi, milletinizden kurtardıktan sonra tekrar o millete dönersek yalan düzüp Allah'a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah istemediği surece, sizin milletinize dönmemiz söz konusu edilemez. Rabbimiz, bilgice her şeyi kuşatmıştır. Allah'a dayanıp güvendik biz! Ey Rabbimiz! Toplumumuzla bizim aramızda hak ile hükmet. Sen, çözüm getirenlerin en hayırlısısın."
Araf
(7:127)
Firavun kavminin kodamanları dediler ki: "Musa'yı ve toplumunu, yeryüzünü fesada verip seni ve ilahlarını terk etsinler diye mi bırakıyorsun?" Dedi ki Firavun: "Biz onların oğullarını öldürüp kadınlarını diri bırakacağız/kadınlarının rahimlerini yoklayıp çocuk alacağız/kadınlarına utanç duyulacak şeyler yapacağız. Üstlerine surekli kahır yağdıracağız."
Araf
(7:135)
Dolduracakları bir sureye kadar kendilerinden azabı kaldırdığımızda, hemen yeminlerini bozdular.
Araf
(7:142)
Musa ile otuz gece için vaatleştik. Ve bunu, bir on ekleyerek tamamladık. Böylece Rabbinin belirlediği sure kırk geceye ulaştı. Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: "Toplumum içinde benim yerime sen geç, barışçı ol, bozguncuların yolunu izleme!"
Araf
(7:183)
sure tanıyorum onlara. Çünkü benim tuzağım pek yamandır.
Araf
(7:189)
O, odur ki, sizi bir tek canlıdan yarattı, eşini de ondan vücuda getirdi ki, gönlü buna ısınsın. Eşini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yük yüklendi de bir sure onu gezdirdi. Ağırlaştığında ikisi birden Rablerine şöyle dua ettiler: "Bize iyi huylu, yakışıklı bir çocuk verirsen yemin ederiz, şükredenlerden olacağız."
Araf
(7:202)
Yoldaşları ise onları surekli azgınlığa iterler, sonra da yakalarını bırakmazlar.
Tevbe
(9:3)
Bir de Allah ve resulünden insanlara Büyük Hac günü bir duyuru var: Allah da O'nun elçisi de müşriklerden kesinlikle uzaktır. O halde, tövbe ederseniz bu sizin için hayırlıdır. Yok eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, siz Allah'ı acze düsuremezsiniz. Küfre saplananlara acıklı bir azabı muştula!
Tevbe
(9:4)
Antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size karşı bir eksiklik sergilemeyen ve aleyhinizde başka birine yardım etmeyenler müstesnadır. Artık, onlara verdiğiniz sözü belirlenen sureye kadar tam bir şekilde koruyun. Şu bir gerçek ki Allah, sakınanları sever.
Tevbe
(9:17)
Müşrikler, öz benliklerinin küfre sapışına tanık olup dururlarken, Allah'ın mescitlerini onarmaya girişemezler. Tüm amelleri boşa çıkmıştır onların. Ateşte uzun sure kalacaklardır onlar.
Tevbe
(9:22)
Onlara orada surekli kalacaklardır. Hiç kuşkusuz, Allah'ın katında büyük bir ödül daha vardır.
Tevbe
(9:63)
Bilmediler mi ki, her kim Allah'a ve resulüne kafa tutarsa ona, içinde uzun sure kalacağı cehennem ateşi vardır. Büyük utanç işte budur.
Tevbe
(9:64)
İkiyüzlüler, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin tepelerine inmesinden çekinir dururlar. De ki: "Siz alay edin! Allah, o çekinip durduklarınızı ortaya çıkaracaktır."
Tevbe
(9:68)
Allah, erkek münafıklara da kadın münafıklara da küfre sapanlara da içinde uzun sure kalacakları cehennem ateşini vaat etmiştir. O yeter onlara. Allah lanet etmiştir onlara. Köklü bir azap var onlar için.
Tevbe
(9:72)
Allah, mümin erkeklerle mümin kadınlara, altından ırmaklar akan cennetler vaat etmiştir. surekli kalacaklardır orada. Adn cennetlerinde de tertemiz barınaklar vaat etmiştir. Allah'ın bir hoşnutluğu ise hepsinden büyüktür. İşte budur o büyük başarı/o büyük kurtuluş.
Tevbe
(9:86)
"Allah'a inanın, O'nun resulüyle yan yana cihat edin!" anlamında bir sure indirildiği zaman, onların imkan ve servet sahibi olanları, senden izin isteyerek şöyle demişlerdi: "Bırak bizi, oturanlarla beraber olalım!"
Tevbe
(9:89)
Allah onlar için, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. surekli kalacaklardır orada. İşte budur büyük başarı.
Tevbe
(9:100)
Muhacirlerden ve Ensar'dan ilklerle, güzel düşünüp güzel davranmada onları izleyenler var ya, Allah onlardan razı olmuştur; onlar da O'ndan razıdırlar. Onlara altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. surekli orada kalacaklardır. Büyük kurtuluş işte budur!
Tevbe
(9:124)
Ne zaman bir sure indirilse içlerinden biri, "Bu hanginizin imanını artırdı?" diye konuşur. İmanı olanların imanını artırmıştır. İşte sevinip duruyorlar!
Tevbe
(9:125)
Kalplerinde maraz olanlara gelince, inen sure onların pisliğine pislik ekler. Kafir olarak ölüp gittiler onlar.
Tevbe
(9:127)
Bir sure indirildi mi "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine bakar, sonra da sıvışıp giderler. Allah, kalplerini yamultmuştur. Çünkü gereğince anlamayan bir topluluktur bunlar.
Yunus
(10:23)
Ama Allah onları kurtarınca, hiç vakit geçirmeden yeryüzünde haksızlığa sapıp azgınlaşırlar. Ey insanlar! Şu iğreti hayatın menfaati için yaptığınız azgınlık ve taşkınlık yalnız sizin aleyhinizedir. Bir sure sonra bize döndürüleceksiniz ve yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.
Yunus
(10:26)
Güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik var. Dahası da var. Onların yüzlerine kara da bulaşmaz, zillet de... Cennetin dostlarıdır onlar; surekli kalıcıdırlar orada.
Yunus
(10:27)
Kötülük kazananlara ise kötülüğün miktarınca karşılık vardır. Ama yüzlerini bir zillet de kaplar. Onları Allah'tan kurtaracak kimse yoktur. Yüzleri gece parçalarından karanlıklarla kaplanmış gibidir. Ateşin dostlarıdır bunlar. surekli kalıcıdırlar içinde.
Yunus
(10:38)
Yoksa, "onu uydurdu" mu diyorlar! De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz Allah dışında, elinizin yettiklerini de çağırın da onun benzeri bir sure ortaya çıkarın."
Yunus
(10:52)
Sonra, zulmedenlere şöyle denecek: " O uzun sureli azabı tadın! Kazandığınız şeyler dışında bir şeyle cezalandırılmayacaksınız!"
Yunus
(10:98)
Bir kent inansa da imanı kendisine yarar sağlasa ya! Yunus'un kavmi müstesna. Onlar inanınca, dünya hayatında rezillik azabını üstlerinden kaldırmış ve kendilerini belirli bir sureye kadar nimetlendirmiştik.
Hud
(11:3)
Af dileyin Rabbinizden; sonra da tövbe ile O'na yönelin ki, belirlenmiş bir sureye kadar sizi güzel bir nimetle nimetlendirsin ve her farklı derece sahibine hak ettiği ödülü versin. Eğer yüz çevirirseniz, o takdirde sizi büyük bir günün azabıyla korkuturum.
Hud
(11:8)
Ve eğer onlardan azabı, belirlenmiş bir sureye kadar ertelesek, mutlaka şöyle diyeceklerdir: "Onu erteleyen de ne?" Gözünüzü açın, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve alay edip durdukları şey, kendilerini sarmış olacaktır.
Hud
(11:13)
Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar! De ki: "Öyleyse hadi, onun benzeri, uydurma on sure de siz getirin; eğer doğru sözlüler iseniz, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın."
Hud
(11:23)
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yaparak Rablerine içten bir bağlılıkla boyun eğenlere gelince, onlar cennet halkıdırlar. surekli kalacaklardır orada.
Hud
(11:39)
"Rezil eden azabın kime geleceğini, surekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz."
Hud
(11:81)
Melekler dediler: "Biz senin Rabbinin elçileriyiz. Sana asla el suremezler. Gecenin bir yerinde aileni götür. İçinizden hiç kimse geri kalmasın; karın müstesna. O, ötekilere çatan belaya çarptırılacaktır. Onların azap vakti, sabah vaktidir. Sabah da ne kadar yakın, değil mi?"
Hud
(11:104)
Biz onu, sadece belirli bir sure için erteliyoruz.
Yusuf
(12:35)
Bunca delili gördükten sonra bile Yusuf'u bir sureye kadar zındana tıkmaları kararı onlara egemen oldu.
Rad
(13:5)
Eğer şaşıyorsan, esas şaşılacak olan onların şu sözüdür: "Biz toprak olunca mı ve gerçekten mi yeni bir yaratılış içinde bulunacağız?" Bunlar Rablerini inkar edenlerdir. Ve bunlar boyunlarına bukağılar vurulanlardır. Bunlar ateşe dost olanların ta kendileridir; orada uzun sure kalacaklardır.
Rad
(13:22)
Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı/duayı yerine getirirler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir surekli yurt.
Rad
(13:32)
Yemin olsun, senden önceki resullerle de alay edildi. İnkar edenlere biraz sure verdim ama sonunda hepsini yakaladım. Gördüler nasılmış azap!
Rad
(13:35)
Sakınıp korunanlara vaat edilen cennetin temsili anlatımı şu: Altından ırmaklar akar, yemişleri de surekli, gölgesi de. İşte korunup sakınanların son yurdu. Kafirlerin son yordu ise ateş...
Rad
(13:38)
Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik, onlara da eşler ve evlatlar verdik. Hiçbir resul, Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her sure/sureç için bir kitap vardır.
İbrahim
(14:10)
Resulleri dedler ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı kuşku? O sizi, günahlarınızı afftetsin, belirli bir sureye kadar size zaman tanısın diye çağırıyor." Şöyle cevap verdiler: "Siz de bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi yüz geri çevirmek istiyorsunuz. Hadi açık bir kanıt getirin bize!"
İbrahim
(14:23)
İman edip barışa/hayra yönelik işler yapanlar ise rablerinin izniyle altlarından ırmaklar akan cennetlere sokulmuşlardır. surekli kalıcıdırlar orada. Birbirlerine esenlik dilemeleri, "Selam!" şeklindedir.
İbrahim
(14:44)
İnsanları, azabın kendilerine ulaşacağı gün konusunda uyar. O gün, zalimler şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir sureye kadar geri bırak da çağrına cevap verip resullere uyalım." Daha önce siz, kendiniz için çöküş ve bitiş yoktur diye yemin etmediniz mi?
Hicr
(15:5)
Hiçbir ümmet kendisi için belirlenen surenin ne önüne geçebilir ne de o sureyi geriletebilir.
Hicr
(15:36)
Dedi: "Rabbim, onların diriltileceği güne kadar bana sure ver."
Hicr
(15:37)
Buyurdu: "Hadi, sure verilenlerdensin."
Nahl
(16:29)
Hadi, girin cehennem kapılarından; surekli kalacaksınız orada. Gerçekten kötü yermiş kibre sapanların barınağı.
Nahl
(16:52)
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de surekli olarak yalnız O'nundur. Hala, Allah'tan başkasından mı sakınıyorsunuz!
Nahl
(16:61)
Eğer Allah, insanları zulümlerine karşı cezalandırsaydı, yeryüzünde debelenen bir şey bırakmazdı. Ama öyle yapmıyor, onları belirli bir sureye kadar erteliyor. sureleri geldiğinde ise ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçebilirler.
Nahl
(16:80)
Allah size, evlerinizden huzur ve sükun yeri yaptı. Hayvan derilerinden size, gerek güç gününüzde gerek konduğunuz sırada rahatça taşıyacağınız evler yaptı. Ayrıca, hayvanların; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından belli bir sureye kadar kullanabileceğiniz giyimlikler, döşemelikler ve kullanım eşyası verdi.
Isra
(17:52)
Sizi çağıracağı gün, onu hamt ederek çağrısına derhal uyacaksınız. Ve sadece az bir sure kaldığınızı düşüneceksiniz.
Isra
(17:73)
Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrısını uydurup bize isnat edesin diye fitneye düsureceklerdi. İşte o takdirde seni dost edinirlerdi.
Isra
(17:76)
Az kalsın bu topraktan çıkarmak için seni sıkıştıracaklardı. Böyle bir durumda onlar orada senin arkandan çok az bir sure kalacaklardı.
Isra
(17:90)
Dediler ki: "Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın surece sana asla inanmayacağız!"
Isra
(17:97)
Allah kime hidayet verirse doğru olan yolu bulan odur. Kimi de şaşırtırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Kıyamet günü böylelerini kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzleri üstüne surerek haşrederiz. Varacakları yer cehennemdir ki, alevi dindikçe kızgın ateşini körükleyiveririz.
Isra
(17:99)
Görmediler mi ki, o, gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerlerini yaratmaya da Kaadir'dir. Onlar için bir sure belirlemiştir, bunda kuşku yok. Ama zalimler, inkardan başka bir şeyde direnmiyorlar.
Kehf
(18:9)
Yoksa sen o Ashab-ı Kehf'i, mağara ve kitabe yaranını, bizim ayetlerimizden, hayrete düsuren bir tanesi mi sandın?
Kehf
(18:12)
Sonra onları dirilttik ki, iki zümreden hangisinin kaldıkları sureyi daha iyi hesap edebileceğini bilelim.
Kehf
(18:59)
İşte sana bir yığın kent/medeniyet. Zulme saptıklarında onları helak ettik. Onları helak etmek için de bir sure belirlemiştik.
Kehf
(18:64)
Musa: "Arayıp durduğumuz işte o idi." dedi. Bunun üzerine kendi izlerini surerek gerisingeri döndüler.
Kehf
(18:71)
İkisi birlikte yola koyudular. Bir sure sonra gemiye bindiklerinde, tuttu gemiyi deliverdi. Musa dedi: "İçindekileri boğmak için mi deldin onu? Vallahi korkunç bir iş yaptın!"
Kehf
(18:74)
Yine yola koyuldular. Bir sure sonra bir oğlana rastgeldiler; tuttu onu öldürdü. Musa dedi: "Tertemiz bir insanı, bir cana karşılık olmaksızın öldürdün ha!? Vallahi çok kötü bir iş yaptın!"
Kehf
(18:90)
Bir sure sonra, Güneş'in doğduğu yere varınca onu, ona karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.
Kehf
(18:108)
surekli kalacaklardır orada. Çıkmak istemeyeceklerdir oradan.
Meryem
(19:31)
"Beni, bulunduğum her yerde kutsal ve bereketli kıldı. Yaşadığım surece bana namazı/duayı, zekatı önerdi."
Meryem
(19:46)
Babası dedi: "Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun ey İbrahim! Eğer bu işe son vermezsen, vallahi seni taşlarım! Uzun bir sure uzak kal benden!"
Meryem
(19:75)
De ki: "Her kim sapıklıkta ise Rahman ona iyice sure versin. Nihayet, kendilerine vaat edileni, azabı veya kıyametin kopuşunu gördüklerinde mekanca daha kötü, taraflarca daha zayıf olanın kim olduğunu bilecekler."
Taha
(20:71)
Firavun dedi: "Ben izin vermeden ona inandınız öyle mi? O size, büyüyü öğreten büyüğünüzdür. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve yemin olsun sizi hurma ağaçlarına asacağım. O zaman iyice bileceksiniz, hangimizin azabı daha şiddetli ve surekli."
Taha
(20:73)
"Biz Rabbimize inandık ki, günahlarımızı ve senin bizi zorladığın büyüyü affetsin. Allah daha hayırlı, daha sureklidir."
Taha
(20:76)
Adn cennetleri ki, altlarından ırmaklar akar; surekli kalacaklar içlerinde. Arınıp temizlenenlerin ödülü işte budur.
Taha
(20:86)
Bunun üzerine Musa, öfkeli ve ümidi kırık bir halde kavmine döndü. Dedi: "Ey toplumum! Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? sure mi size uzun geldi yoksa Rabbinizden üzerinize bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze ters davrandınız?"
Taha
(20:101)
Uzun sure o yükün altındadır; kıyamet gününde bu onlar için ne kötü yüktür!
Taha
(20:129)
Eğer Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir söz, belirlenmiş bir sure olmasaydı, bunlar için de helak kaçınılmaz olurdu.
Taha
(20:131)
Onlardan bazı çiftlere, kendilerini imtihan etmek için iğreti hayatın süsü olarak verdiğimiz nimetlere gözlerini dikme! Rabbinin rızkı hem daha hayırlı hem daha sureklidir.
Enbiya
(21:99)
Eğer onlar ilah olsalardı, oraya girmezlerdi. Oysaki, hepsi orada uzun sure kalacaklardır.
Enbiya
(21:102)
Onun uğultusunu duymazlar. Onlar, gönüllerinin istediği şeyler içinde surekli yaşayacaklardır.
Enbiya
(21:111)
Bilmiyorum, belki de o, sizin için bir fitnedir. Belirli bir sureye kadar bir nimetlendirmedir.
Hac
(22:5)
Ey insanlar! Ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık-seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir sureye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün. Nihayet onun üzerine suyu indirdiğimizde titrer, kabarır ve her güzel/bereketli çiftten bir şeyler bitirir.
Hac
(22:25)
Küfre sapanlar, Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Hem surekli içinde kalan hem dışarıdan gelen tüm insanlar için oluşturduğumuz Mescid-i Haram'dan da geri çeviriyorlar. Kim orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona acıklı bir azabı tattıracağız.
Hac
(22:33)
Onlarda sizin için, belirli bir sureye kadar yararlar vardır. Sonunda onların varacakları yer saldırılardan korunmuş/tarihi/yüce evdir.
Hac
(22:44)
Medyen halkı da. Musa da yalanlanmıştı da ben, inkarcılara biraz sure vermiş sonra hepsini yakalamıştım. Nasılmış benim azabım!
Hac
(22:48)
Nice kent/medeniyet var ki, zulme saptığı halde, ona sure tanıdım. Ama sonra kendisini yakalayıverdim. Dönüş yalnız banadır.
Muminun
(23:11)
Ki, Firdevs cennetine mirasçı olurlar, onda surekli kalırlar.
Muminun
(23:25)
"Cinnet getirmiş bir adamdan başkası değildir o. Belli bir sureye kadar göz altında tutun onu."
Muminun
(23:43)
Hiçbir ümmet ne suresinden ileri geçebilir ne de geri kalır.
Muminun
(23:54)
Artık sen onları bir sureye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
Muminun
(23:103)
Tartıları hafif gelenler ise kendilerini kayba uğratanlar, uzun sure cehennemde kalanlar olacaklardır.
Nur
(24:1)
Bir suredir, indirdik onu; farz kıldık onu... Ve içinde açık-seçik ayetler indirdik ki, düşünüp ders alabilesiniz.
Furkan
(25:15)
De ki: "Bu mu daha iyi, yoksa korunanlara vaat edilen o surekli cennet mi? O cennet de bu korunanların ödülü ve dönüş yeridir."
Furkan
(25:16)
Onlar için orada, diledikleri herşey surekli vardır. Bu, Rabbin üzerinde sorumluluğu üstlenilen bir vaattir.
Furkan
(25:69)
Kıyamet günü azap kendisi için kat kat artırılır da hor ve ezik halde onun içinde uzun sure kalır.
Furkan
(25:76)
Orada surekli kalacaklardır. Ne güzel konak yeri, ne güzel dinlenme yeri!"
Suara
(26:183)
"Halkın eşyasını, değerlerini düsurerek almayın. Yeryüzünde, bozguncular olarak fesat çıkarmayın!"
Suara
(26:203)
O zaman şöyle derler: "Acaba bize sure verilir mi?"
Neml
(27:37)
"Seni gönderenlere dön. Vallahi, karşı koyamayacakları ordularla üstlerine gelirim ve onları oradan, başları eğik, aşağılanmış bir halde surer çıkarırım."
Kasas
(28:28)
Musa dedi: "Bu seninle benim aramda. İki sureden hangisini tamamlasam bana kızıp darılmak yok. Allah, bizim şu konuştuğumuza Vekil'dir."
Kasas
(28:29)
Musa sureyi bitirip ailesiyle yola çıkınca, Tur tarafından bir ateş fark etti. Ailesine dedi ki: "Bekleyin, bir ateş fark ettim. Belki ondan size bir haber getiririm, belki bir ateş koru getiririm de ısınırsınız."
Kasas
(28:59)
Senin Rabbin, memleketleri/medeniyetleri, ana merkezlerinde kendilerine ayetlerimizi okuyan bir resul göndermedikçe helak etmez. Biz; ülkeleri/medeniyetleri, halkları zulme sapmadıkları surece helak etmeyiz.
Kasas
(28:60)
Nasiplendirildiğiniz şeyler şu iğreti hayatın yararından ve süsünden ibarettir. Allah'ın katındaki ise daha hayırlı ve daha sureklidir. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?
Kasas
(28:71)
De ki: "Söyleyin bakalım, Allah geceyi, kıyamet gününe kadar üzerinizde surekli kılsa, Allah'tan başka hangi ilah size ışık getirebilir? Hala dinlemeyecek misiniz?"
Kasas
(28:72)
De ki: "Söyleyin bakalım, eğer Allah kıyamet gününe kadar, gündüzü üzerinizde surekli tutsa, Allah'tan başka hangi tanrı, içinde sükunet bulacağınız bir gece verebilir size? Hala görmeyecek misiniz?"
Ankebut
(29:53)
Azabı senden çarçabuk istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir sure olmasaydı, azap onlara elbette gelmiş olacaktı. Fakat o, hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir. Bunda kuşku yok.
Ankebut
(29:58)
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetin görkemli odalarına yerleştireceğiz. surekli kalacaklardır orada. Ne güzeldir iş yapıp değer üretenlerin ödülü!
Rum
(30:8)
Kendi benliklerinin içinde olup bitenleri de mi düşünmediler! Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri ancak hak üzere ve belirlenmiş bir sureye bağlı olarak yaratmıştır. Şu da bir gerçek ki, insanlardan çokları Rablerine kavuşmayı gerçekten inkar ediyorlar.
Lukman
(31:9)
surekli kalacaklardır orada. Allah'ın hak vaadidir bu. Aziz'dir, Hakim'dir O.
Lukman
(31:24)
Onları birazcık nimetlendiriyoruz. Sonunda hepsini şiddetli bir azaba sureceğiz.
Lukman
(31:29)
Görmedin mi, Allah geceyi gündüzün içine sokuyor, gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneş'i ve Ay'ı bir emre boyun eğdirmiş. Hepsi belirlenmiş bir sureye doğru akıp gidiyor. Kuşkusuz, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
Secde
(32:5)
İş ve oluşu gökten yere doğru çekip çevirir; sonra o O'na yükselip çıkar: Bir günde ki, suresi, sizin saymakta olduğunuz günlerden bin yıla denktir.
Secde
(32:14)
"Bu gününüzü unutmuş olmanın karşılığını tadın. Kuşkusuz, biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık o uzun sureli azabı tadın!"
Ahzab
(33:16)
De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size hiçbir yarar sağlamaz. Böyle bir durumda sadece azıcık/az bir sure nimetlendirilirsiniz."
Ahzab
(33:51)
Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir sure için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmalarında ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alim'dir, Halim'dir.
Ahzab
(33:65)
Uzun sure kalacaklardır onun içinde. Ne bir dost bulacaklardır ne bir yardımcı.
Fatir
(35:13)
Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına almıştır. Her biri belirlenen bir sureye kadar akıp gidiyor. İşte Rabbiniz Allah bu; mülk ve yönetim O'nundur. Onun berisinden yakardıklarınız ise bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.
Fatir
(35:37)
Feryat edip dururlar orada: "Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan başka şey yapalım. Barışa ve hayra yönelik iyi bir iş yapalım." Sizi biz, öğüt alanın öğüt alacağı bir sure ömürlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size. Hadi, tadın bakalım azabı! Zalimler için hiçbir yardımcı yok artık.
Fatir
(35:45)
Eğer Allah, insanları, kazandıkları yüzünden hesaba çekseydi, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir sureye kadar, ecelleri gelinceye kadar erteliyor. Allah, kullarını iyice görmektedir.
Yasin
(36:44)
Ancak bizden bir rahmet olarak bir sureye kadar daha nimetlensinler diye kurtarılırlar.
Yasin
(36:81)
Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Elbette güç yetirir. Her şeyi bilen Alim, surekli yaratan Hallak O'dur.
Saffat
(37:56)
Dedi: "Vallahi, az kalsın sen beni de buralara düsurecektin."
Saffat
(37:94)
Bir sure sonra, halkı koşarak İbrahim'e geldi.
Saffat
(37:145)
Bir sure sonra onu, çıplak araziye attık. Hastalanmıştı.
Saffat
(37:162)
O'na karşı kimseyi fitneye düsuremezsiniz.
Sad
(38:79)
Dedi: "Rabbim, o halde insanların diriltileceği güne kadar bana sure ver."
Sad
(38:80)
Buyurdu: "Peki, sure verilenlerdensin."
Sad
(38:88)
Yemin olsun, bir sure sonra onun haberini bileceksiniz.
Zümer
(39:5)
Gökleri ve yeri hak olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üstüne çekip örtüyor; gündüzü de gecenin üstüne sarıp dürüyor. Güneş'i ve Ay'ı bir buyruğa boyun eğdirmiştir. Hepsi, belirlenmiş bir sureye kadar akar gider. Gözünüzü açın; Aziz'dir O, Gaffar'dır.
Zümer
(39:42)
Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir sureye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Zümer
(39:72)
Şöyle denilir: "Girin cehennemin kapılarından! Orada uzun sure kalacaksınız. Büyüklük taslayanların barınağı ne de kötüymüş!"
Zümer
(39:73)
Rablerinden sakınanlar da bölükler halinde cennete sevk edilirler. Oraya geldiklerinde, cennet kapıları da kendilerine açıldığında, oranın bekçileri onlara şöyle derler: "Selam size! Tertemizsiniz. Hadi girin şuraya, surekli kalıcılar olarak!"
Mumin
(40:39)
"Ey toplumum, şu iğreti dünya hayatı, geçici bir nimetlenmeden ibarettir. Ahiretse surekli durulacak yurdun ta kendisidir."
Mumin
(40:67)
O O'dur ki; sizi önce topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan yarattı. Sonra sizi bebek olarak annelerinizin karnından çıkarıyor, sonra güçlü çağınıza ulaşasınız ve nihayet ihtiyarlar olasınız diye sizi yaşatıyor. İçinizden bir kısmı daha önce vefat ettiriliyor. Tüm bunlar, belirlenen bir sureye ulaşasınız ve aklınızı işletesiniz diyedir.
Mumin
(40:76)
Girin cehennemin kapılarından; uzun sure kalacaksınız içeride. Kibirlenenlerin barınağı ne de kötüymüş!
Fussilet
(41:28)
İşte bu, Allah düşmanlarının cezası olan ateştir. Ayetlerimize karşı çıkmalarından ötürü, orada kendileri için uzun sureli kalış yeri vardır.
Fussilet
(41:45)
Yemin olsun, biz Musa'ya Kitap'ı verdik de onda ihtilafa düşüldü! Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında iş mutlaka bitirilirdi. Hiç kuşkusuz, onlar, Kur'an hakkında, surekli işkillendiren bir kuşku içindedirler.
Sura
(42:14)
Kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık ve azgınlık yüzünden fırkalara bölündüler. Eğer belli bir sureye kadar erteleme sözü Rabbinden gelmiş olmasaydı, aralarında iş mutlaka bitirilirdi. Onların ardından Kitap'a mirasçı olanlar da onun hakkında, işkillendiren bir kuşku içindedirler.
Zuhruf
(43:71)
Çevrelerinde altın tepsiler, kadehler dolaştırılır. Orada, nefislerin arzu duyacağı, gözlerin zevkleneceği her şey vardır. Ve siz orada surekli kalacaksınız.
Zuhruf
(43:74)
Suçlular ise cehennem azabının içinde uzun sure surekli kalacaklardır.
Ahkaf
(46:3)
Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri hak olarak ve belirlenmiş bir sure için yarattık biz. Küfre batanlarsa uyarılmış oldukları şeyden yüz çevirmektedirler.
Ahkaf
(46:14)
Cennet halkıdır onlar. Yapıp ettiklerine karşılık olarak surekli kalacaklardır orada.
Muhammed
(47:15)
Sakınanlara vaat olunan cennetin durumu şöyledir: Orada, bozulmayan sudan ırmaklar; tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet sunan bir şaraptan nehirler, süzme bir baldan oluşan nehirler var. Ve orada kendileri için her türlü meyvenin yanında, Rablerinden bir de bağışlanma var. Bu nimetler içindekiyle, uzun sure ateşte kalıp da içirildiği sıcak su tarafından bağırsakları parçalanan kimse aynı olur mu?
Muhammed
(47:20)
İman edenler derler ki: "Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?" Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde maraz olanların, ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.
Fetih
(48:5)
İnanmış erkekleri ve inanmış kadınları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokması içindir bu. surekli kalıcıdırlar orada. Ve onların çirkin davranışlarını örtüp gizlemesi içindir. İşte bu, Allah katında çok büyük bir kurtuluş ve eriştir.
Kaf
(50:32)
İşte size vaat edilen budur. Allah'a surekli yönelen, korunması gerekeni koruyan herkese...
Rahman
(55:66)
İkisinde de iki kaynak var, surekli fışkıran.
Vakia
(56:17)
Gencecik uşaklar dolanır çevrelerinde. surekli hizmete adanmışlardır.
Hadid
(57:12)
Gün olur, mümin erkeklerle mümin kadınları, ışıkları önlerinde ve sağ yanlarında koşar görürsün. Şöyle denilir: "Bugün size, altlarından ırmaklar akan cennetler müjdeleniyor. surekli kalıcısınız içlerinde." İşte büyük başarının ta kendisidir bu.
Mücadele
(58:17)
Onların malları da çocukları da kendilerine, Allah'a karşı hiçbir şey sağlamaz. Ateş halkıdır onlar.Uzun sure kalcaklardır orada.
Mücadele
(58:22)
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir topluluğun, Allah'a ve resulüne karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurduğunu göremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; surekli kalacaklardır orada. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah'ın hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah'ın hizbi, başarıya ulaşanların ta kendileridir!
Hasr
(59:17)
Bu yüzden ikisinin de sonu, içinde surekli kalacakları ateşe girmek oldu. Zalimlerin cezası işte budur.
Mümtahine
(60:4)
İbrahim'le, beraberinde olanlarda sizin için çok güzel bir örnek vardır. Hani, onlar toplumlarına şöyle demişlerdi: "Biz sizden de Allah dışındaki kulluk ettiklerinizden de uzağız. Sizi tanımıyoruz. Sizinle bizim aramızda, siz Allah'a, yalnız Allah'a inanıncaya kadar, surekli düşmanlık ve nefret olacaktır." Ancak İbrahim babasına şöyle demişti: "Senin için hep af dileyeceğim ama Allah'tan sana gelecek şeyi geri çevirme gücüm yoktur. Ey Rabbimiz! Yalnız sana güveniyoruz, yalnız sana yöneliyoruz! Dönüş yalnız sanadır!"
Saf
(61:12)
Günahlarınızı affeder ve sizi, altından nehirler akan bahçelere, surekli cennetlerdeki temiz-bereketli barınaklara yerleştirir. İşte bu en büyük başarıdır.
Münafikun
(63:10)
Sizden birine ölüm gelip de, "Ey Rabbim, yakın bir sureye kadar beni geciktirseydin de içtenliğimi belgelemek için birşeyler vererek iyilik ve barış sevenler olsaydım!" demesinden önce, size rızık olarak verdiklerimizden dağıtın.
Münafikun
(63:11)
Allah, suresi gelmiş olan bir canı geriye asla bırakmaz! Ve Allah, yapıp etmekte olduklarınızı çok iyi haber almaktadır.
Tegabun
(64:9)
"Toplanma günü" için sizi bir araya getirdiği gün, karşılıklı aldatış ve aldanışların ortaya çıktığı gündür. Kim Allah'a iman eder, barışa/hayra yönelik bir iş yaparsa Allah onun çirkinliklerini örter ve kendisini altından nehirler akan cennetlere, içlerinde surekli kalmak üzere yerleştirir. İşte büyük başarı budur.
Tegabun
(64:10)
Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar, içinde uzun sure kalacakları ateşin dostlarıdır. Ne kötü dönüş yeridir orası!
Talak
(65:2)
surelerini doldurma noktasına geldiklerinde o kadınları ya örfün gerektirdiği biçimde tutun yahut da yine örfün gerektirdiği şartlarla onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de tanık tutun. Tanıklığı Allah için tam bir biçimde yapın. Allah'a ve ahiret gününe inanan kişiye işte bu şekilde öğüt verilmektedir. Kim Allah'tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder.
Talak
(65:4)
Adetten kesilen kadınlarınızın iddet bekleme surelerinde kuşkuya düşerseniz, onların iddetleri üç aydır. Hiç adet görmemiş kadınların sureleri de böyledir. Gebe olan kadınların sureleri ise yüklerini bırakmalarına kadardır. Kim Allah'tan sakınırsa, O ona işinde bir kolaylık nasip eder.
Talak
(65:11)
Bir elçi indirmiştir ki, iman edip barışa/hayra yönelik işler sergileyenleri, karanlıklardan nura çıkarmak için Allah'ın ayetlerini açık-seçik okur. Allah'a inanıp barışa/hayra yönelik bir iş yapanı Allah, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Böyleleri, orada surekli kalacaklardır. Allah böylesi için rızkı gerçekten güzelleştirmiştir.
Talak
(65:12)
Allah O'dur ki, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yaratmıştır. Emir/iş ve oluş onlar arasında surekli iner ki, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve Allah'ın bilgi bakımından her şeyi kuşattığını bilesiniz.
Kalem
(68:45)
sure tanıyorum onlara. Tuzağım gerçekten zorludur benim.
Mearic
(70:23)
Bunlar, namazlarında/dualarında sureklidirler.
Nuh
(71:4)
Allah, günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir sureye kadar ertelesin. Çünkü Allah'ın eceli geldiğinde ertelenmez. Bir bilebilseydiniz!"
Cin
(72:23)
"Ancak Allah'tan bir tebliğ ve O'nun mesajlarından bir şeyler sunabilirim." Allah'a ve O'nun resulüne isyan edenler için cehennem ateşi vardır. Uzun sure orada kalaçaklardır.
Cin
(72:25)
De ki: "Bilmiyorum, size vaat edilen şey yakın mıdır yoksa Rabbim onun için uzun bir sure mi koyacaktır?"
Müzzemmil
(73:2)
Geceleyin kalk! Kısa bir sure hariç,
Müzzemmil
(73:11)
Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak! Birazcık sure tanı onlara.
Müddessir
(74:17)
Ben onu dik bir yola sureceğim.
İnsan
(76:1)
İnsan üzerinden, henüz anılan bir şey olmadığı bir sure geçmedi mi zamandan?
İnsan
(76:19)
Dolaşır çevrelerinde, surekli görevlendirilmiş gençler. Görseydin onları, dizilmiş inciler sanırdın.
Murselat
(77:22)
Bilinen bir ölçüye/sureye kadar.
Tarik
(86:17)
O halde, o küfre batmışlara mühlet ver, sure tanı onlara birazcık...
Beyyine
(98:6)
Ehlikitap'ın küfre sapanlarıyla müşrikler, içinde surekli kalıcılar olarak cehennem ateşindedirler. İşte onlardır yaratılmışların en şerlisi.
Beyyine
(98:8)
Onların, Rableri katındaki ödülleri, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri/temiz-bereketli bahçelerdir. surekli kalacaklardır orada. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu, içi ürpererek Rabbine saygı duyan kişi içindir.


© Tüm Hakları Saklıdır. Bu sitedeki bilgilerin izinsiz kullanımı ve kaynak belirtilmeden paylaşılması yasaktır. Yasa dışı hareket edenler hakkında hukuki işlem başlatılacaktır. Bizimle İletişime geçmek için tıklayınız.